"Bir Çift Sözüm Var"da Ara

1 Temmuz 2012 Pazar

2 Temmuz


İnsan suretinde odunlar...
Dizi dizi, çığlık çığlık.
İnsan suretinde odunlar;
Ne izan, ne vicdan...
Odunlardan bir orman.
Eli var, ayağı var, kalbi yok.
Üstünde alevi var, ışığı yok.
İnsan suretinde odunlar.
Yaktılar.
Yaktılar korku suretindeki insanları...
İnsanları.
Gün geçti, ay geçti, kim bilir kaç yıl geçti,
Ağalar, beyler,
Hatırlılar, güçlüler,
Koydular "insanlık" adına
Korku suretindeki insanların arasına onları tutuşturan insan suretinde odunları.
Ey devran!
Her yaprağında ilerler görünürken tarih suretinde rakamlar,
Nasıl bunca geri gider bu topraklar?
Yeter bunca titrediğimiz kâh öfkeden, kâh hırstan,
Kâh kederden, kâh korkudan.
Sıra sende.
Şimdi sen titre bir kere ve gel kendine.

(Bu satırlar 2 Temmuz 2011 tarihinde yazılmıştır)

1 Mayıs 2012 Salı

Tiyatronun iki ayağı

Tarih boyunca çekinmeden ve onurla muhatabının karşısında doğruları söylemiş meslektaşlara...

24 Mart 2012 Cumartesi

19 Mart 2012 Pazartesi

Çok yolumuz var...

2-3 hafta önce Adana'da "Murtaza" oyunumuzu topluca seyreden bir okulun öğrencileri ile söyleşiye gittik. Liseli gençlerle 2-3 saat kadar sohbet ettik. Kimi ile Murtaza kahraman mıdır, anti-kahraman mıdır diye tartıştık, kimi ile oyunculuk üzerine konuştuk. Sonra arkalarda oturan bir "delikanlı" el kaldırdı ve sordu

- Hiç yüzüme vurma dediniz mi?
- Anlayamadım?
- Kavga ederken "Yüzüme vurmayın" falan dediniz mi? Oyuncu olduğunuz için...

Önce soruyu anlamaya çalıştım. Anladığımda ilk anda daha çok şaşırdım, ve yanıt verdim :

- Ben hiç kavga etmedim.

Delikanlının anlamakta güçlük çektiğini görünce konuyu biraz daha açmak zorunda kaldım :

- Yani hiçbir kavgam ya da tartışmam "fiziksel şiddet" boyutuna varmadı.

Sonra çıkışta kendi kendime düşünmeye daldım. Acaba hiçbir zaman gerçekten bir mücadele içine girmemiş miydim? Girmiştim. Hep derdimi anlayan insanlarla mı karşılaşmıştım? Hayır. Korkak biri miydim? Pek sayılmaz. Peki fiziksel bir kavgaya girmemiş olmak bunca şaşırılacak bir şey mi? Görünen o ki, kimi insanlar için evet. Soru, cevap, soru, cevap...

Sorgularım sürdü, bitti... Sonra; kendimi tebrik ettim. Hemen ardında da "kemal" yolunda toplumda ne çok yolumuz olduğu konusuyla bir kez daha yüzleştim.