"Bir Çift Sözüm Var"da Ara

26 Kasım 2015 Perşembe

Kara an!

Karanlık sözcüğünün kökenini ilk düşündüğümde çok etkilenmiştim.
Kara + an + lık.
Anın, demin siyah olması. Yani bu dili ilk seslendiren atalar, o zamanki algı ve bilgileriyle düşünmüşler ve demişler ki; "birileri geldi ve anı karaya boyadı". Güneş battı, ışık gitti falan değil; an kara oldu. O zaman dem bu demdir ve kara anlık olmuştur.
Sahi, kimdir demi, günü karaya boyayan(lar)? Tehlikeyi arttırdığına, güzellikleri kapattığına göre, doğanın iyi güçleri olmasa gerek. Yoksa 7 rengi sunan, ısıtan ve ışıtan günü, karalara boyarlar mıydı? Neyse ki, uygun şartlar oluşup da zamanı geldiğinde, günü ağartacak güçler de vardır. Bir bakmışsın, olması gereken yerde, Doğu'da güneş pırıl pırıl oklarını göstermiş, hemen ardından, zerre kıskançlık etmeden nesi var nesi yoksa günü aklara boyayacaktır.
An, tam bu satırların yazıldığı sırada da karadır. Dışarıda artık ataların masallarını boşa çıkaracak ampuller olsa da, sokaktaki ortalama adam dahi, ışığın fiziksel yokluğunun nedenini bilse de, an karadır... zift karası, yüz karası, dipsiz kuyunun karası.
Binlerce yıl sonra acaba şimdi gerçekten biliyor muyuz kimlerdir ânı karaya boyayanlar? Ve biz boyamazsak, kim boyayacak günü beyaza?

18 Kasım 2015 Çarşamba

Kalk; Yoksa Gitti Gider!

Bir vesileyle birbirinden haberdar olduğunuz biriyle denk getirip içilen 2 bira, edilen 3 - 5 cümleden sonra, ikinci görüşmenizde onun "dost" olacağına, hatta olduğuna karar verebilir misiniz?

Ya da bir adamla / kadınla tanışıp, harika sohbet edip, ikinci görüşmenizde "hiç gitme, hep kal" diyebilir misiniz? Cesaret ister değil mi? Ya o "dost" riyakarsa? Ya o adam / kadın göründüğü gibi değilse?

Dostluk, sevgi, uyum konserve değil, bakkal rafında satılmıyor. Üsküdar - Beşiktaş motoru hiç değil, 15 dakikalık periyotlarla karşımıza da çıkmıyor.

O zaman; o güzel insanları bulduğunuzda sarılın, bırakmayın. En fazla biri hakkında yanılmış olursunuz. Bir sonra karşınıza çıkacaklar hakkında da daha bilgili, donanımlı hale gelirsiniz.  Ama dur bir bakayım, iki de tartayım dediğiniz her an, o sevgiyi, o dostluğu, o güzellikleri yaşayabileceğiniz süreden kaybettiğiniz anlardır. Ve geri gelmeyen tek sermaye zamandır.

Yaşayın, zira bir dahası yok.